Now Playing Tracks

kendimi bildim bileli aynıdır dedem. çarşı-pazar sevmez, kahveye gitmez. evden camiye, camiden bahçeye, bahçeden eve… arada sırada da çıkarır tabakasından tütününü sarar cigarasını, bir de içli türkü tutturur. bahçeyi sular sonra oturur çocuğu gibi büyütür sebzeyi meyveyi. ardından gelir buraya, kapı ağzına atar minderini kendini oyalar. mahallede kopan terlik, akan leğen dedemden sorulur. bahçeye kaçan toplar da tabi. gülmesini de bilir eğlenmesini de, güzel adamdır vesselam…

Ölecek miyim Doktor?

esas oğlanın öldürüldüğü filmleri severim bayım!

beni ihlal ediyorsun!
şu ilerden dön zaten kime sorsan gösterir
derdinden gayrısına yokum derdim duymasan
duyacağın tutar korkarım kalbime demokrasi gelir
gülüşün sebepsiz intiharlar seviyormuş oysa
gözlerime bakma derim, bu konuyu konuşmuştuk zaten geçelim

kim kime geç kaldı bilmiyorum bu kez tanrım!
aklım erseydi, erecekti, ereydi iyiydi
aklım erseydi başkasına, ne de büyük susardım
susardım, eski bir filme giderdi belki aklım
belki aklım şimdi yarına allah kerim.
şunu da belirtmeden geçmek istemiyorum lakin;
bir manastır gibi uzanır metrelerce içime
o hiç görmediğim saçların.
(bu kısımları çabucak geçebiliriz)

beni ihlal ediyorsun!
boğazıma dayadığın papatyalardan belli çünkü gülüşün
çünkü gülüşün son dakika tanıdığıdır tüm mahkemelerimin
şair değilim diyorum, ah sen
Kızıldeniz’de Musa gibi bakıyorsun yüzüme
yüzüme bakma n’olur bir gören olur
bir gören olur işgal altındayım, ben seni ararım.
güllerden belli, senden bahsediyorum, yağmur söylüyor.
sıradaki tüm şarkılarda parmak izlerin.
ondandır işte dünyaya bu kekeme kalışım

beni ihlal ediyorsun! gülüyorsun,
sen gülersen ben gülerim
ama bir halkla polemiğe girilmez,
sen gülersen son güleniyimdir bu dünyanın
Taj Mahal da topraklarımıza katılır hatta!
sen gülersen
ben bilinmeyen bir dilde susmak isterim.
kan kaybediyor mevsim normalleri, görmesek iyi.
bu normaller bizden uzak, kuş vuralım demiştim
bu kış da tarihe geçeceğiz galiba sen gülersen
Marlon Brando bahsini daha önce de söylemiştim.
kana bulansın, mecburi istikametlerde sızlayan yaralarımız.

beni ihlal ediyorsun!
modern şiir gerekli açıklamalara dem vuruyor durmadan
demli gözlerinde son bir bardak gibi üşüyor işte sözlerim
kayıtlardan düşüyorum paraşütler ağlıyor,
uçurtma ihtimalidir gerisi, göklere söylüyorum bakma.
sonra güneşli pazartesiler kalıyor bize,
şair bir türlü konuyu açıklayamıyor belli ki
burda bitiriyorum önümüzdeki şiirlere baksak ah ne iyi
düşmez olursan dilimden vardır bi sebebi
eyvallah gözüm!
bir kadraj hatasıdır deyip geçmiştik zaten değil mi?

beni ihmal ediyorsun!
bu yaptığın hiç olmuyor
olmuyor, olana bakmalıyım ki bu çok zor
iki dedektifin birlikte ağlaması şüphelidir demiştim
bir martıya tezahürat, kavunlu dondurma, demli çay
katip ölür, arzu halim ortadadır, bunu boykota say
ben uzunhavaya çıkıyorum şimdi tam yeridir ki vay!

beni ihlal ediyorsun!
hesapları hep ben ödüyorum.
ayrı düğünlerde öldürülen iki kemancı gibiysek seninle
yani seninle kasyon tepesine çıkamamışsak
ulan işte özlüyorum desem racona da yakışmayacak ya
bu gökkuşağı ve sıradaki şarkı… neyse tamam kestik.
ama gülüşün;

gülüşün son dakika tanıdığıdır tüm mahkemelerimin.

notlar;
tür: modern şiir
süresi; zaman ayarlı
uzun hava tercihi; aman gelsene, gelsene, aman gelsene.
sıradaki şarkı; Suzan Suzi
kardeş dize; Cemal Süreya ‘ne zaman seni uyurken hayal etsem, affediyorum’

maviye çalar gözlerin…

Güven Adıgüzel

menemen yapmak için kabuğunda domatesi koruyan, yeşilken kırmızı hale getiren ve olgunlaştırıp tatlandıran;
yine menemene ince ince doğrayabilmemiz için biberi incecik bir dal gibi uzatıp yeşillendiren, tatlandıran ALLAH’a şükürler olsun. (Fevzi Ağa Konağı’da)

bizim elma ağacının adetidir. bir sene meyve verir bir sene vermez. bu sene de vermeme senesiydi ama bize bi güzellik yapılmış bu sene, elhamdülillah. bu sebeple de tek bir elma için dört metrelik ağaca çıkılır, o elma alınır ve bismillah: harrrt. hadi bana afiyet olsun=) (Fevzi Ağa Konağı’da)

We make Tumblr themes